Skolyoz Nedir ?

Omurganın önden ya da arkadan bakıldığında görülebilen, "S" veya "C" biçiminde yanlara doğru kıvrılmasıdır. Bunun sonucunda omurga döner ve bir omuz ve bir kalça diğerinden yüksek görünür. Genetik olanları varsa da genellikle çoğunun nedeni bilinmemektedir. (idiopatik skolyoz) Tek başına olabileceği gibi, kifoz (arkadan öne doğru anormal bir eğrilik) ile beraber de görülebilir (Kifoskolyoz).
NEDEN OLUŞUR? NE ZAMAN ORTAYA ÇIKAR?
Skolyoz çok çeşitli nedenlerle ve herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmektedir. En sık kaşılaşılanlar 10'lu yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Daha önce düzgün olan bir omurgada, bilinmeyen bir nedenle (idiyopatik) ortaya çıkabilir. Genellikle omurgadaki bir kusura veya birbirine kaynamış kaburgalara bağlı olduğu düşünülmektedir.
Bunun yanı sıra yine sıklıkla karşılaşılan bir diğer skolyoz ise, anne karnındaki etmenler nedeniyle ortaya çıkan ve doğuştan itibaren bulgu veren doğumsal (konjenital) skolyozlardır. Annenin gebelik sırasında geçirdiği enfeksiyonlar, şeker hastalığı, bazı vitamin eksikliklerinin neden olduğu düşünülmektedir. Spastik çocuklarda ya da çocukluk çağında felç geçirenlerde görülmektedir.
Sağlıklı doğmuş çocuklarda, sonradan gelişen Polio (çocuk felci), beyin felci veya kas distrofisi (erimesi) gibi durumlara bağlı olarak kasların felci sonucunda oluşabilir.
NASIL İLERLER?
Skolyoz büyümenin devam ettiği buluğ çağı boyunca hızlı bir ilerleme gösterir. İskelet gelişiminin tamamlanıp büyümenin durduğu yaşlarda ilerleme ileri eğrilikler hariç durur. 50 derece özelliklede 70 derece üzeri eğrilikler erişkin yaşlarda oldukça az olmasına karşı ilerleme gösterirler.
NE ZAMAN SKOLYOZDAN ŞÜPHELENİLMELİDİR?
- Omurganın yana doğru eğriliği,
- Bir omuzun yüksekte kalması,
- Omuz ve kalçaların simetrik durmaması,
- Bel girintilerinde asimetri şeklinde bir duruş bozukluğu oluşması,
- Tekrarlayan, geçmeyen sırt ve/veya bel ağrısı
- Yorgunluk
- Nefes darlığı
TANI VE TEDAVİSİ
Halen günümüzde skolyozu ortadan kaldıracak bir tedavi bulunmamaktadır. Ancak ilerleyen dönemlerde hastada baş gösterebilecek eğrilikten kaynaklanan akciğer hastalıkları, solunum sıkıntısı ve organ sıkışmalarının da önüne geçilmesi şarttır. Bu amaçla yapılan cerrahi tedaviler; varolan ve kabul edilemez varsayılan bir deformitenin, bir hastalığın, kabul edilebilir varsayılan başka bir hastalığa çevrilmesidir.
Hastalığın tanısı için farklı pozisyonlarda omurga röntgenleri ve skolyozometre (omurganın eğrilik miktarını ölçe alet) ölçümleri, skolyozun miktarını belirleyebilmek üzere yapılabilecek testler bulunmaktadır.
Tedavi, eğriliğin miktarına ve kemik büyümesinin hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Tedavi, erken başlandığı ölçüde başarılı olur. Hekiminiz egzersiz, sırt kuşağı kullanımı, ameliyat veya bu tedavilerinden birini veya bir kaçını kullanmanızı tavsiye edebilir.
30 dereceden az olan Skolyozlar için tedaviye gerek yoktur, fakat 6 aylık aralarla gidişatın izlenmesi gerekir. Gövde kaslarını kuvvetlendirici egzersizler, eğriliğin artmasını önlemede yeterli olabilir. 30 ila 50 derece arsındaki omurga eğrilikleri, kuşak kullanımı ve egzersizler ile kontrol altında tutulabilir. Kuşak ile omurga asimetrik basınçlara karşı desteklenir ve hasta büyüdükçe, vücuda uyum sağlıyacak şekilde modifiye edilebilir. Kuşağın, geç ergenlik döneminde, kemik büyümesi durana kadar kullanılması gerekir.
40 derece veya üzerindeki skolyozlarda, eğrilik kemik büyümesi durduktan sonra da artmaya devam edebileceği için, genelde ameliyat ile düzeltme gerekir.
ÇOCUKTA SKOLYOZ TEDAVISINDE MORAL DESTEĞİN ÖNEMİ
Skolyoz genellikle 10 yaşlarında ortaya çıkıyor ve 13-14'lü yaşlarda yani çocuğun yeni gelişmeye başladığı blue çağını yaşadığı bir dönemde belirginleşiyor. Genellikle aileler de bu dönemlerde çocuklarındaki omurga eğriliğini farkedip, hekime başvurdukları için, hastalık bu döneme kadar ilerlemiş bir safhada yakalanabiliyor.
Dişiliğinin veya erkekliğinin farkına varmaya başladığı ve görüntünün onun için müthiş önemi olan bir yaşta omurgasında eğrilik baş göstermiş oluyor. Bundan sonraki hayatını etkileyecek bir hastalık olduğunu öğrenmesi onun psikolojisinde de ciddi bir yıkım haline dönüşebiliyor. Bu noktada ailenin çok dikkatli olması ve çocuğun psikolojisine etki edecek bir takım konuşulmaların çocuğun yanında yapılmasına müsade etmemesi gerekiyor. Yaşlıların hastalığı çağrıştıracak sözleri, "vah vah" , "ne iyi çocuktu" gibi kelimelerle sürekli çocuğun sırtının incelenmesi, çocuğun her hareketinin mercek altına alınmış gibi izlenmesi, günlük hayatındaki işlerini yaparken "sen hastasın otur dolaşma, spor yapma...vb." gibi engellenmesi müthiş bir hayal kırılığı ve umutsuzluk yaşamasına neden olabilmektedir.
Ailelerin bu konuda destekleyici olmaları, çocuklarının hayatına hekimin söylediklerinin dışında bir kısıtlama getirmemeleri ve etrafın









