Physiotherapist in his practice, he explains a female patient the vertebral column and the emergence of back pain fizyoterapist, o bir kadınhastaya vertebral sütunu ve sırt ağrısının ortaya çıkışını açıklıyorjimnastik topu ile sırt egzersizlerisırt ağrısı

OMURGA CERRAHİSİ BÖLÜMÜ

EMOT Hastanesi Omurga Cerrahisi Bölümümüzde, omurgada ciddi travma sonrası oluşan vertebra kırıkları, kemik kalitesinde veya yapısında bozulmaya bağlı ankilozan spondilit,, osteoporoza (kemik erimesi) bağlı kamburluklar ve vertebra kırıkları, omurganın yaşlanması ile ortaya çıkan dejeneratif (kireçlenmeye bağlı) sorunlar omurganın doğuştan veya sonradan olmuş yana eğrilikleri (skolyoz), öne eğrilik veya kifoz (kamburluk), omurgaya ait doğumsal anomalilerin düzeltilmesi, dejeneratif bel hastalıkları ile ilgili kanal darlıkları (spinal stenoz), bel kayması (spondilolistezis) ve fıtık ameliyatları yapılmaktadır.

Kliniğimizin başarı seviyesini yükselten en önemli etkenler arasında, özellikle bu tür operasyonlar sonrası meydana gelebilecek komplikasyonların, önlenmesi açısından geniş bir hasta sayısında tecrübe sahibi uzman hekim, deneyimli hemşirelik hizmetleri ve çok nitelikli fizyoterapi grubunun olmasıdır.

OMURGA CERRAHİSİ

Omurga

Omurga; baş bölgesinden başlayarak, kuyruk sokumuna kadar uzanan kemik zincirine (dizilimine) verilen addır. Bir taraftan vücudumuzun dik durmasını, diğer taraftan da içindeki kanaldan geçen omuriliğin korunmasını sağlar. Omurilik ise, içinden geçtiği omurga boyunca, beyin ile organlar arasındaki irtibatı sağlayan merkezi sinir sistemine verilen addır. “Spinal cord” ya da “medula spinalis” olarak da adlandırılan omurilik, beyinden gelen talimatları organlara, cevapları da beyne iletmektedir. Bu bakımdan organların bütün motor (hareket faaliyetleri) ve duyu (his) faaliyetleri omurilik tarafından yaptırılır ve kontrol edilir. Omurilik bunun yanında tek başına refleksleri de kontrol etmektedir. Omurga anatomisi genel olarak 3 bölümde incelenir. Bunlar: Boyun, Sırt ve Beldir. Bel omurlarının hemen altında embriyolojik olarak omurga yapısındaki sakrum kemiği ve onun da altında yine embriyolojik olarak omurga kökenli fakat evrimsel bir artık olan kuyruk sokumu kemiği bulunur.

Omurganın Hastalıkları Nelerdir?

Vücudun dik durmasını sağlayan bu yapıdaki değişiklikler gerek doğuştan, gerekse yaşamın herhangi bir evresinde meydana gelebilmektedir. Bu değişiklikler, omurga yapısında şekil bozuklukları (deformasyonlar) ile sonuçlanmaktadır. Daha ileri evrelerde ise iç organlarda (akciğer ve kalp) oluşturduğu sıkışıklık nedeniyle ciddi anlamda organ yetmezliklerine neden olabilmektedir. Omurganın Hastalıklarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Şekil Bozuklukları (Deformiteler)
    • Kifoz (Kamburluklar)
    • Skolyoz (Omurga Eğrilikleri)
    • Spondilolistesiz (Bel Kayması)
    • Osteoporoz
    • Ankilozan Spondilit
  • Travmalar (Boyun ve Omurga Kırıkları)
    • Boyun, sırt, bel kırıkları
    • Sakrum Kırıkları
    • Koksiks Kırıkları (Kuyuk Sokumu)
    • Fıtıklar
  • İltihabi Hastalıklar (Enfeksiyonlar)
  • Tümörler (Kanserler)
Doğru ve Yanlış Duruş

Skolyoz

Skolyoz Nedir?

Skolyoz, omurganın önden ya da arkadan bakıldığında görülebilen, "S" veya "C" biçiminde yanlara doğru kıvrlmasıdır. Bunun sonucunda omurga döner, bir omuz ve bir kalça diğerinden yüksek görünür. Sırtta asimetrik çıkıntı oluşur. Tek başına olabileceği gibi, kifoz (arkadan öne doğru anormal bir eğrilik) ile beraber de görülebilir (Kifoskolyoz) veya düz sırt (lordoskolyoz) şeklinde de oluşabilir.

Neden Oluşur? Ne Zaman Ortaya Çıkar?

En sık görülen çeşidi daha önce düzgün olan bir omurgada, bilinmeyen bir nedenle ortaya çıkan (idiopatik) skolyozdur. Sıklıkla gelişme çağında (10-17 yaş arası) görülür. Bunun yanı sıra yine sıklıkla karşılaşılan bir diğer skolyoz ise, anne karnındaki etmenler nedeniyle ortaya çıkan ve doğuştan itibaren bulgu veren doğumsal (konjenital) skolyozlardır. Annenin gebelik sırasında geçirdiği rahatsızlıklara ve genetik hastalıklara bağlıdır. Spastik çocuklarda görülebilmektedir. Sağlıklı doğmuş çocuklarda, sonradan gelişen Polio (çocuk felci), beyin felci veya kas distrofisi (erimesi) gibi durumlara bağlı olarak kasların felci sonucunda oluşabilir.

Nasıl İlerler?

Skolyoz büyümenin devam ettiği buluğ çağı boyunca hızlı bir ilerleme gösterir. İskelet gelişiminin tamamlanıp büyümenin durduğu yaşlarda ilerleme teorik olarak durur. İleri derecedeki eğrilikler erişkin yaşlarda oldukça az olmasına karşı ilerleme gösterebilirler.

Ne Zaman Skolyozdan Şüphelenilmelidir?

  • Omurganın yana doğru eğriliği,
  • Bir omuzun yüksekte kalması,
  • Omuz ve kalçaların simetrik durmaması,
  • Bel girintilerinde asimetri şeklinde bir duruş bozukluğu oluşması,
  • Sırtın bir tarafında çıkıntı oluşması.

Tanı

Hastalığın tanısı farklı pozisyonlarda omurga röntgenleri çekilerek konur. İleri inceleme olarak da MR ve BT çekilmesi gereklidir.

Tedavi

Günümüzde halen, skolyozu ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Skolyoz 80°'lik açıya kadar hastalık olarak değil estetik (fiziki görünüm) bozukluğu olarak kendini gösterir. Yani bu derecelere kadar çocuk için yaşamsal bir tehdit oluşturmaz. Tedavi estetiği düzeltme amaçlıdır ve ailenin isteğine bağlıdır. Ancak 80°'nin üzerine ilerleyen skolyozlarda hastada baş gösterebilecek eğrilikten kaynaklanan akciğer hastalıkları, solunum sıkıntısı ve organ sıkışmaları artık hastalığın kişinin yaşamsal faaliyetlerini tehdit etmeye başlamasıyla sonuçlanır. Bu durumlarda tedavi (cerrahi-ameliyat) zorunludur. Skolyozun cerrahi tedavisi özünde; var olan ve kabul edilemez varsayılan bir deformitenin, (hastalığın-skolyoz) kabul edilebilir varsayılan başka bir deformiteye (hastalığa-ankilozan spondilit) çevrilmesidir. Tedavi, eğriliğin miktarına ve kemik büyümesinin hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Tedavi, erken başlandığı ölçüde başarılı olur. Hekiminiz egzersiz, korse kullanımı, ameliyat veya bu tedavilerinden birini ya da bir kaçını kullanmanızı tavsiye edebilir. 20 dereceden az olan Skolyozlar için tedaviye gerek yoktur, fakat 6 aylık aralarla gidişatın izlenmesi gerekir. Gövde kaslarını kuvvetlendirici egzersizler, eğriliğin artmasını önlemede yeterli olabilir. 20 ila 40 derece arasındaki omurga eğrilikleri, korse kullanımı ve egzersizler ile kontrol altında tutulabilir. Korse ile omurga asimetrik basınçlara karşı desteklenir ve hasta büyüdükçe, vücuda uyum sağlayacak şekilde modifiye edilebilir. Korsenin, geç ergenlik döneminde, kemik büyümesi durana kadar kullanılması gerekir. Korse skolyozu engellemez, ilerleme hızını yavaşlatabilir. Etkisi kesin değildir. Çocukta cilt lezyonlarına ve ergenlikte kullanımına bağlı olarak psikolojik travma yaratma riski yüksektir.

Şekil - 1
Skolyoz
Şekil - 2
Skolyoz
Şekil - 3
Skolyoz

Bel FItığı

Fıtık Nedir?

Bel bölgesi omurları arasında yer alan disk adlı yapının yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkan ağrılı durumların tümüne verilen tanımlamadır.

Fıtık Nasıl Oluşur?

Omurga “omur” adı verilen bir birine bağlı kemik dizininden oluşur. Disk, bir omuru diğerine bağlayan güçlü bağ dokulardan oluşan ve iki omur gövdesinin arasında kauçuk yumuşaklığında destek dokulardır. Diskler omurganın her yöne hareketliliğini sağladığı gibi, her disk bir amortisör gibi gelen darbeleri de emer. Disk omurilik ve sinir köklerinin hemen önünde yerleşmiştir. Bu yerleşim disk hastalıklarındaki belirtilerin ana nedenidir. Aslında disk kauçuk kıvamında bir halka ve içinde jöle kıvamında çekirdekten oluşur. Yaşlandıkça diskin merkezi sıvı içeriğini kaybeder; bu da diski şok emme açısından daha az etkili hale getirir. Bel fıtığı halkanın kırılarak içindeki jöle kıvamındaki maddenin omuriliğe ve/veya sinir köklerine baskı yapmasıdır.

Belirtileri Nelerdir?

Her beş kişiden dördü hayatının bir döneminde bel ağrısı çekmektedir. Bel fıtığının en tipik belirtisi, kalça ortasından başlayan bacağa yayılan, aniden gelen, keskin şiddetli bir siyatik ağrısıdır. Bu bel fıtığının sinirlere yaptığı bası nedeniyle olur. Bu ağrı hapşırma, öksürme fazla oturma ile artar. Bunun dışında; bir bacakta kuvvetsizlik, bazı hareketlerde felç, karıncalanma, batma, uyuşukluk, ilerlemiş vakalarda idrar tutamama, altına kaçırma diğer bulgulardır.

Tedavi

Hastada herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya ilaç verilip, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir. Fizik Tedavi uygulamaları ile çevre yapılar güçlendirilerek vücut kütlesinin daha dengeli dağılımı sağlanır ve diske binen yük belli ölçüde azaltılarak şikayetin hafiflemesi sağlanabilir. Fizik Tedavi ve yaşam değişikliği yaratacak öneriler ile fıtık hastalarının çoğu (%80-90) cerrahi olmadan iyileşebilirler. İstirahate ve ilaçlara rağmen, artan şiddette ağrı, bunun yanı sıra bacakta ve ayakta kuvvet ve his kaybı gibi durumlar çıkarsa diskal yapının cerrahi olarak boşaltılması ile sinir rahatlatılma yoluna gidilir. Mikrocerrahi günümüzde en yaygın olarak kullanılan tetkiktir

Kifoz(Kamburluk)

Kifoz (Kamburluk) Nedir?

Yandan bakıldığında göğüs kısmında omurganın artmış eğriliğine kifoz (kamburluk) denir.

Kifoz Nasıl Oluşur?

Kifoz değişik nedenlerle gelişir. Gevşek bir biçimde oturma-yürüme, kötü duruş pozisyonu omurgadaki bağları gerer ve bu da zamanla omurganın doğal eğiminin artmasına neden olur. Bu duruşa bağlı kifoz genellikle buluğ çağında gelişir. Ağrı nadirdir. Bu durumda karın sırt ve bacak adelelerinin geliştirilmesi tablonun ilerlemesine engel olur, sınırlı da olsa düzelme sağlar. Doğumsal ve Scheuermann Kifozu olmak üzere iki türü vardır.

Tedavi

Doğumsal Kifoz; omurlar arasında kaynamalar, şekil bozuklukları çocuk büyüdükçe ilerleyen kamburluklara neden olur. Bu tür kamburluklar çok hızlı ve ciddi biçimde artabilir. Cerrahi tedavilerle, ilerlemeyi engelleyip düzelme sağlanabilir.
Scheuermann kifozunda ise; omurların büyüme kıkırdaklarının ön kısmında büyüme yavaşlar, arka bölüm ise büyümesini normal sürdürür. Sonuçta omurlarda kamalaşma, ve kamburluk oluşur. Duruş bozukluğu kifozuna benzer şekilde 10 yaşlarında fark edilmeye başlar. Genellikle ağrısızdır fakat görünüş bozukluğuna neden olur. Duruş bozukluğu kifozu ile Scheuermann kifozu arasındaki fark röntgenle tanınır. Eğim 90 dereceyi geçtiğinde cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Cerrahi, eğimin düzelmesini ve ilerlemesinin önlenmesini sağlar.

Bir omurganın altındaki omurgadan öne doğru kaymasıdır. Sıklıkla belin en altındaki omurlarda görülür. Yıllar içinde zamanla gelişir. Halk arasındaki yanlış inanışın aksine ani (akut) felç yapma riski yoktur. Yıllar içinde kişinin hareket kabiliyetini kısıtlar. Nadiren ameliyat gerektirir. Kilo kaybı, uygun fizik egzersiz, yaşam şeklinin düzenlenmesi ile normal yaşam sürdürmek mümkün olabilir.